İZSU Tarihçesi

GİRİŞ

Suyun bulunduğu verimli topraklar medeniyetlerin doğuşunda önemli etken olmuş, ilk çağlarda Smyrna diye anılan İzmir 8.500 yıllık geçmişiyle birbirinden farklı onlarca medeniyete, kültüre, inanca ev sahipliği yapmıştır.

Su kaynakları ve kaynaklardan akan suların yerleşim yerlerine getirilmesi için yapılan suyolları, bu suyolları üzerinde kurulan kemerler, köprüler, çeşmeler, sebiller ve sarnıçlar gibi çeşitli yapılar, çeşitli dönemlerde Smyrna kentinde yaşayan insanların izlerini günümüze taşıyarak İzmir'in tarihsel birikimine oluşmasında katkı sağlamışlardır. İzmir’e katkı sunan önemli su kaynaklarından olan Halkapınar Gölü bugün de kentin yaşam kaynağı olmaya devam etmektedir.

İzsu Tarihçe
1890’ ların Diana Hamamları ve Şadırvanı ile Halkapınar Gölcüğü
 

İzmir’in kurulduğu dönemlerde Bornova Ovasını sulayan Halkapınar ve Kızılçullu Çayı kentin en önemli su kaynakları olmuşlardır. Arkeolojik buluntularda ortaya çıkan M.Ö. 7. yüzyılda inşa edilmiş Bayraklı' daki tarihi çeşme gibi su yapıları ile de içme suyu temini konusunda bilgi sahibi olunmaktadır.

Tarihi suyolları ve su kemerleri antikçağda şehirlerin prestijlerinin bir yansıması olmakla kalmamış, suyun kente iletilmesini sağlayan önemli yapılar olmuşlardır. Tarihi suyolları ve su kemerleri açısından zengin olan İzmir’de Helenistik, Roma, Bizans dönemlerinden kalma çok sayıda suyolları bulunmaktadır. Bu çağda İzmir’e hayat veren su kaynaklarını yerleşim yerlerine taşıyan suyolları; Kadifekale’ nin eteklerinde, Kemer Çayı üzerinde hala ayakta duran “Kızılçullu Su Kemerleri” Menderes’ten doğan Akpınar sularını Zeus Akraios tapınağına kadar ileten antik "Akpınar Suyolu" , Nif Dağı’ndan gelen Karapınar sularını Kadifekaleye (Pagus dağı) ileten ve Melez çayını taş borulu ters sifonla geçen antik "Karapınar suyolu, Tepecik’ in kuzey yamaçlarından kaynayan suları ileten, "Kapancıoğlu su yolu", Buca’nın doğusundaki Kanlıgöl - Kaynaklar yöresi sularını Melez Çayını yüksek su kemeriyle aşarak, Kadifekalenin doğu eteklerinden dolaşarak ileten antik ve daha sonraki dönemlerde de kısmen yararlanılmış olan "Buca suyolları" olarak sıralanabilir.

İzsu Tarihçe
Kızılçullu Su Kemerleri
 

Yine bu çağlarda İzmir'deki diğer su yolları Pergamon (Bergama) su yollu, Phokaia (Foça) su yolu , Metropolis (Torbalı) su yolu , Ephesus (Efes) (Şirince, Sultaniye, Aristion ve Değirmendere) su kemerleri ve Aigai (Nemrud kale/Aliağa) su biriktirme sistemi şeklindedir.
 

OSMANLI DÖNEMİ

 

İzsu Tarihçe

Osmanlı Döneminde de suyun dağıtımı konusunda önemli çalışmalarda bulunulmuş, Roma ve Bizans uygarlıklarının kurmuş olduğu sistemleri daha da yaygınlaştırmak ve de insanların su ihtiyacının karşılanması amacıyla kullanılan sebillerden kuyulara, çeşmelerden maskemlere, hamamlara ve şadırvanlara kadar halkın suya erişimini yaygınlaştıracak birçok yapı bu dönemde inşa edilmiştir.

Antik çağ döneminde suyun çoğunlukla pişmiş toprak künkler yoluyla isale edilmesi yönteminin ve bu dönemden kalma kemer, bent ve sarnıçların birçoğu onarılarak Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde de kullanılmıştır. Mevcut yapılara ilave olarak inşa edilen kemerler, çeşmeler, sebiller ve şadırvanlar gibi yeni yapılar vasıtasıyla temin edilen suyun insanlara daha hızlı ve kolay bir şekilde ulaştırılması sağlanmıştır.

17. yüzyıla kadar İzmir, büyük ölçüde aynı kaynaklardan beslenmeye devam etmiştir. İzmir, 1664 yılında meydana gelen büyük depremden zarar görmüş, susuzluk tehlikesiyle karşılaşmıştır. İzmir'in depremden zarar görmesi üzerine Osmanlı Veziri Köprülü Fazıl Ahmed Paşa kente çok sayıda çeşme ve 1674 yılında Şirinyer yakınında kaynayan pınar sularını Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak ileten "Vezir suyolu" inşaa ettirmiştir. Bu suyolunun 150 yıldan fazla İzmir’de suyun temininde önemli bir yeri vardır.
 



İzsu Tarihçe
1674 yılında Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından yaptırılan Vezir Suyolu Kemeri
 

Kozağaç yöresi pınar sularını, Melez çayını yüksek su kemeriyle aşarak ileten, "Osmanağa suyolu" olarak da yararlanılmış olunan "Kozağaç suyolu" bu döneme ait önemli suyoludur.

Kent merkezinin su ihtiyacının giderilmesi için Halkapınar, Hasib Efendi Suyu ve yıllar boyunca bugünkü Konak bölgesinde önemli bir su kaynağı görevi görmüş Damlacık Pınarları kullanılmıştır.

Osmanlı Döneminde, İzmir ve çevresinde, merkeze gelen suların halka ulaşmasını sağlamak amacıyla kullanıma açılan çok sayıda çeşme sebil ve şadırvan mevcuttur. Bunlara en güzel örnek İzmir’in simgesi olan ve 4 çeşmesi bulunan tarihi Saat Kulesi Osmanlı Döneminde yapılmış su yapısıdır.

İzmir,19. yüzyılda İzmir’e tren yollarının yapılması ve İzmir limanın hareketlilik kazanması ile göç alarak büyüme devam etmiş ve 18. yüzyılda başlayan su teminindeki sıkıntıların devam etmesi üzerine çözüm olarak su imtiyazına gidilerek, su işleri 1895 yılında Belçika Şirketi olan “İzmir Suları Osmanlı Şirketi”ne verilmiştir.

“İzmir Suları Osmanlı Şirketi” ilk olarak Halkapınar kaynaklarını geliştirerek saniyede 1200 litre su potansiyeline sahip yedi adet kuyu açmıştır. İzmir için şehir suyunun Halkapınar kaynaklarından alınması için kent içinde su boruları döşemiş, bir ana sarnıç, buharla çalışan bir merkez pompa istasyonundan oluşan ve günümüzde de kısmen kullanılan Halkapınar Su Fabrikası’nı inşaa etmiştir. Daha sonra Sevilitepe’ de 157 m yükseltide 600 m³ kapasiteli yeni bir su deposu yapılarak şehrin yüksek mahallelerine de su verilmesi imkanı yaratmıştır.

Şirket 20. yüzyıl başlarında yatırımlara devam etmiş ancak İzmir’in içme suyu temininde özellikle susuz kalan yukarı mahallelerin su gereksinimlerinin karşılanamaması ve şirketin uygulamalarıyla uğraşmak zorunda kalan aşağı mahallelerinde sorunlarının oluşmasıyla, su sıkıntısı tam olarak çözülememiştir.

İzmir’de su ile ilgili sıkıntılarının yanında kanalizasyon ile ilgili sıkıntılar bulunmakta idi. Osmanlı Döneminde İzmir Limanı'nın yapımı sırasında Rıhtım Şirketi tarafından liman bölgesine yaklaşık 2000 metre kanalizasyon borusu döşenmiş ve 19 lağıma ek olarak belediye tarafından yaptırılmış olan 33 adet lağım ile toplamda 52 adet lağımlık bir şebekeye sahip kent haline gelmiş ancak 1922 yılında yaşanan büyük yangın ile mevcut sistem hasar görmüştür.
 

CUMHURİYET DÖNEMİ

Osmanlı döneminde kent merkezinde bulunan Vezir Suyu, Osman Ağa Suyu, Halkapınar Suyu ve bu kaynaklar haricinde kuyulardan temin edilen sular, Cumhuriyet Dönemi'nde de kullanılmaya devam edilmiştir.

Osmanlı döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına vakıf yoluyla idare edilen Vezir Suyu ve Osman Ağa Suyu'nun yönetimi 1926 yılında çıkan Sular Hakkında Kanun ile İzmir Belediyesi yönetime verilmiştir.

Halkapınar Suyu ise adı Cumhuriyet ile birlikte İzmir Suları Türk Anonim Şirketi olan özel Belçika şirketi yönetiminde işletilmeye devam etmiştir. Şirketin devletin denetimine tabi tutulmaya başladığı dönemden itibaren yaptığı hizmetler yavaşlamış ancak Büyük Yangın'dan zarar gören tesisatlarını yenilemiş ve birkaç yeni isale hattı döşeyerek işlerine devam etmiştir.

İzsu Tarihçe Halkapınar’da sekizgen planlı tarihi su derleme yapısı
 

Vezir Suyu ve Osman Ağa Suyu'nun işletmesini belediyenin devralmasıyla su yollarının ıslahı için girişimler başlamış, içme suyu tesisatları yenilenmiş, eksik kalınan yerlerin isalesi de büyük ölçüde tamamlanmış, yeni su depoları ve yeni çeşmeler inşa edilmiştir.

1930'lu yıllarda içme suyu yatırımları hız kazanmış, yaz aylarında yaşanan kuraklık nedeniyle su sıkıntısı yaşayan kent için Vezir ve Osman Ağa Su Yolları uzun ömürlü font borularla yenilenerek ıslah edilmiş, 1938 yılına kadar kent merkezinde ve çevresinde bulunan tüm şebeke sağlıklı koşullara uygun bir şekilde demir borular içerisine alınmıştır.

Ancak Vezir ve Osman Ağa Su Yolu'nun sık sık tamirata ve ıslaha tabi tutulması ayrıca Karşıyaka'nın da İzmir Belediyesi'nin bağlanması ile hizmet alanı genişlemesi nedeniyle su sıkıntısı yaşanmaya devam edilmiştir.

İzmir Belediyesi’nin Karşıyaka için Yamanlar dağından su getirme çalışmalarıyla, 1934 yılında Karşıyaka içme suyuna resmen kavuşmuştur.

Tüm bunların yanı sıra kentin çevresinde yaşayan halkın su ihtiyacının daha hızlı bir biçimde giderilmesi amacıyla özellikle Bakırçay ve Gediz Havzaları'na önem verilmiş, akarsu yatakları temizlenmiş ve yeni kanallar açılarak suyun aktif kullanımı da temin edilmiştir.

05 Haziran 1944 tarihinde kabul edilen ve 14 Haziran 1944 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yasa gereğince İzmir Suları Türk Anonim Şirketi, Nafıya Vekaleti tarafından kamulaştırılmış ve ardından İzmir Belediyesi’ ne devredilmiştir. Böylelikle hem İzmir’ deki suların işletim hakkı bütünüyle millileştirilmiş hem de her türlü su ve altyapı hizmetinin tekelden yürütülmesi sağlanmıştır. 1 Ocak 1945 ‘te İzmir suyunun idaresi özel şirketin imtiyazına son verilerek İzmir Belediyesi bünyesinde kurulan İzmir Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs Ve Troleybüs Genel Müdürlüğü’ne (E.S.H.O.T) verilmiş, kanalizasyon işleri İzmir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü tarafından yürütülmeye devam etmiştir.

Cumhuriyet Döneminde kanalizasyon hizmetleri altyapısı eksikliği var iken mevcut kanalizasyon sisteminin “Büyük Yangın” ın sebep olduğu tahribatın sorunları sürmekte idi.

1930'lu yıllardan itibaren yerel yönetimin kentin yeniden imar edilmesine yönelik çalışmalarında kanalizasyon sistemine büyük önem vermesi ile sorunun giderilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirmiş, kanalizasyon çalışmaları hızını arttırmış, bunu yanı sıra çöken lağım kanalları büyük ölçüde tamir edilmiş ve menfezler temizlenmiş, yeni lağım sistemleri yapılmış, kanalizasyon sistemleri ve yeni yağmur suyu toplama sistemleri planları hazırlanmış ancak bu çalışmalara rağmen kanalizasyon sorunu tamamen çözümlenememiştir. Savaşın getirdiği maddi sıkıntılar nedeniyle belediyenin aşama aşama hayata geçirilmesi düşünülen kanalizasyon projeleri tam olarak gerçekleştirilememiştir.
 

E.S.H.O.T’ TAN İZSU’YA

ESHOT'un ilk faaliyetleri, Halkapınar Su Fabrikası'nın donanımı güçlendirilerek üretilen su miktarının arttırılması, ardından şebeke genişletilerek kentin her yerine su verilmesi ve Yamanlar Suyu'nun yetersiz olması nedeniyle Karşıyaka'nın su sorununun çözümü için bu bölgeye de Halkapınar Suyu'nun isale edilmesi düşünülmüş, 1948 yılında Halkapınar Suyu'nun depolanabilmesi için Karşıyaka'da 600 metreküplük bir depo inşa edilmiştir.

1950 yılından itibaren içme suyu çalışmaları hız kazanmış, ilk iş olarak susuz mahallelere belediye araçları vasıtasıyla su taşınarak sıkıntının hafifletilmesi yoluna gidilmiş, çeşmeler yapılmaya devam edilmiştir. Karşıyaka bölgesindeki tesisatların yeniden elden geçirilmesi ve Kadifekale yakınlarındaki Yelkentepe'ye iki adet su deposunun inşa ettirilmesi dönemin en önemli çalışmalarıdır.

ESHOT, Salhane'ye inşa edilen ve Bayraklı- Turan – Karşıyaka hattındaki su ihtiyacını hafifleten yeni pompaj istasyonları kurarak, üretilen suyun kente daha hızlı ve daha fazla oranda yayılmasını sağlamıştır.

Kentin içme suyu ağı font ve çelik boruların döşenerek genişletilmeye çalışılmış, ayrıca Karşıyaka'nın su ihtiyacını hafifletmek amacıyla Bostanlı'da artezyen kuyuları açılmış, haftanın belli günleri şebeke Yamanlar Suyu ile desteklenmiştir.

Kent merkezinin çevresinde kalan mahallelere yönelik çalışmalar arttırılmış, Balçova'da su dağıtım deposu inşa edilmiş, Gültepe ve çevresinin su ihtiyacını karşılayan Samantepe Su Pompa İstasyonu'nun faaliyete geçirilmiş, Yeşilyurt semtine 22 adet halk çeşmesi yaptırılmış burada bir pompaj istasyonu kurulması çalışmaları başlatılmış ve Gürçeşme' ye su isale çalışmaları gerçekleştirilmiştir.

1960'lı yıllarda günümüzde de Karşıyaka’nın su ihtiyacının giderildiği Cumhuriyet Mahallesi Su Deposu ve Pompa İstasyonu'nun inşa çalışmaları da başlamıştır. Bunun yanı sıra yaşanan su sıkıntısı sebebiyle bazı çeşmeler kaldırılmış, bazı semtlerde günün belli saatlerinde su kesintisi uygulanması yoluyla da su sarfiyatının önüne geçilmeye çalışılmıştır. İzmir Belediyesi ,Devlet Su İşleri (D.S.İ.) ile işbirliği yaparak İzmir'in içme suyu sorununun çözüme kavuşması amacıyla Camp – Harris – Masera Müşavir Mühendislik Topluluğu’na “İzmir İçme Suyu Temini Projesi” hazırlatmıştır.

Şehrin giderek büyümesi nedeniyle artan su sıkıntısını çözebilmek için Halkapınar Su Fabrikası çevresinde 1972 yılında 3 adet, 1973 yılında 10 adet kuyu açılmış ve kuyuların sayısı 13'e çıkarılmıştır. Göksu kaynağına 1970-1974 yılları arasında kademeli olarak derin kuyular açılmıştır.

1974 yılında kentin içme suyu temini ikinci kez ele alınmış ve bu defa Su Teknik Mühendislik Ltd. Şti. tarafından “İzmir Şehri İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Dağıtım Şebekesi Kat'i Projesi” adıyla yeni bir taslak hazırlanmıştır.

Halkapınar kuyularının ve İzmir kenti içinde yer alan diğer pınar ve yeraltı su kuyularının İzmir kentinin içme suyu ihtiyacını karşılayamaz duruma gelmesi üzerine, kente en yakın kaynak olan Menemen’deki yeraltı suyunun kullanımı gündeme gelmiş ve 1974 yılında Menemen İlçesinde, Gediz nehrinin Menemen ovasına açıldığı kesimde 14 kuyu açılmıştır. 1973-1974 yıllarında Menemen İlçesi, Çavuşköy mevkiinde 8 adet kuyu açılmıştır. Sarıkız kaynaklarına ise 1977 yılında 5 adet, 1985 yılında 8 adet, 1986 yılında 10 adet ve 1988 yılında 1 adet kuyu açılmıştır.

Mevcut 20.285 m3 kapasiteye sahip depolara Yelkentepe, Samantepe, Halkapınar, Cumhuriyet Mahallesi Bayraklı ve Yamanlar'a 1, Gümüşpala'ya ise 2 adet depo inşa edilerek kapasite arttırılmıştır.

Ayrıca kentin çeşitli bölgelerinden alınan numuneler ile su periyodik olarak analiz edilerek halk sağlığına önem verilmiştir.

1975-1976 yıllarında ESHOT, DSİ ile birlikte uygulamaya koyduğu Emiralem Acil Su Projesi kapsamında 24.875 metrelik bir hat ile kente içme suyu desteği sağlanmıştır. Ayrıca Halkapınar'daki mevcut 13 kuyuya ilaveten 3 kuyu daha açılarak, Halkapınar kuyularından elde edilen su miktarı arttırılmıştır.

Emiralem Acil Su Projesi'nin tamamlanmasından sonra Göksu – Sarıkız ve Göldeğirmeni pınarlarından getirilmesi düşünülen sular ile ilgili çalışmaları kapsamında ana dağıtım şebekesi için çalışmalar başlamış, Karşıyaka, İnönü Caddesi, Yeşildere ve Gaziler Caddesi ile İzmir dört bölgeye ayrılmış ve her bölgede oluşturulacak yeni hatlarla dağıtım şebekesi tamamlanarak kentin her köşesine su götürülmesi amaçlanmıştır. Çalışmaların bir diğer amacı eskimiş boruların değiştirilmesi ile şebekelerdeki su kaybı artışının önlenmesi olmuştur.

11 Aralık 1980 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Milli Güvenlik Konseyi'nin 34 nolu kararı ve 8 Aralık 1981 tarihli Resmi Gazete'de yer alan “Büyükşehir Şehirlerin Yakın Çevresindeki Yerleşim Yerlerinin Ana Belediyelere Bağlanmaları Hakkında Kanun” ile İzmir Belediyesi'nin sorumluluk sahası genişletilmiştir. Böylelikle İzmir kent merkezi, Bornova, Karşıyaka, Altındağ, Balçova, Buca, Büyükçiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Gültepe, Işıkkent, Pınarbaşı ve Yeşilyurt'u da içine alan bir metropol haline gelmiştir. Aynı yasalar kapsamında Balatçık, Doğançay, Örnekköy ve Uzundere köyleri de statüleri değiştirilerek, İzmir Belediyesi'nin sorumluluk sahasına dahil edilmişlerdir.

ESHOT, sorumluluk alanının genişlemesiyle kamu hizmetlerinin teminini sağlamak amacıyla halihazırda görev yapan Merkez, Yenişehir ve Eşrefpaşa Şeflikleri'ne ilaveten, Buca, Narlıdere, Bornova ve Karşıyaka'da yeni şube müdürlükleri oluşturmuştur.

ESHOT, Güzelyalı, Bozyaka ve Karabağlar su depolarını tamamlamış, kuyulardan çıkan suların kente isale edilmesi çalışmalarını yapmış ve ayrıca Menemen'de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na ait kuyular devralınarak kentin içme suyu üretiminin arttırılmasının yanı sıra Halkapınar'daki iki adet daha kuyu açarak yeni su kaynakları elde etmiştir.

1981 yılında D.S.İ. 2. Bölge Müdürlüğü tarafından “İzmir Su Temini Master Plan Revizyonu” hazırlanmış ve 1986 yılında “İzmir Kenti İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temin ve Dağıtımı Kati Projesi”, revize edilmiş ancak nüfus artışındaki süreklilik ve genişleyen sorumluluk sahası su sıkıntısını devam etmesine sebep olmuştur.

1984 yılında içme suyu temini için, Balçova'da Ilıca Deresi üzerine inşa edilen Cengiz Saran Barajı devreye girmiştir. Baraj, Güzelyalı, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Esentepe, Oyak Sitesi, Esendere’nin su ihtiyacını karşılamaya başlamış, böylelikle kentin su ihtiyacının karşılanmasında ilk kez yüzeysel su kaynağı kullanılmıştır.

1922'de neredeyse yok denecek kadar bir kanalizasyon sistemi olan İzmir, 1950 ‘ye doğru 60 kilometre, diğeri ise 32 kilometre uzunluğa sahip iki ayrı kanalizasyon şebekesine kavuşmuştur.

1940 ve 1950 yıllarda birçok kez kanalizasyon için yeni planlar ve projeler hazırlanmış ancak hem maddi yetersizlikler hem de İzmir kent merkezinin bulunduğu alanın topografik durumu sebebiyle kanalizasyon çalışmalarında uygulama gerçekleşememiştir.

1960 yıllara gelindiğinde kentin nüfusunun hızla artması ve endüstriyel kuruluşların sayısındaki artışlar sonucu İzmir körfezine doğrudan deşarjı yapılan arıtılmamış evsel ve endüstriyel atıksular nedeniyle körfez giderek kirlenmişti.

İzmir için büyük önemi olan “Büyük Kanal Projesi” fikri bu yıllarda oluşmuştur. Proje hem körfez kirliliğini önleyecek, hem de İzmir kanalizasyon altyapısının bir bütün oluşturmasını sağlayacaktı. “Büyük Kanal Projesi” ile ilgili ilk çalışmalar 1969 yılında DSİ tarafından Camp – Harris – Masera ortaklığına yaptırılan fizibilite çalışmasıyla başlatılmış, 1971 yılında tamamlanan planda İzmir Körfezi'nin iç ve orta kesiminde gözlenen çevre kirliliğinin ana sebebi olan evsel ve endüstriyel atıksuların bir kuşaklama kanalı ile toplandıktan sonra, günümüzde Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi'nin bulunduğu alanda 3 kademeli bir lagün sistemi vasıtasıyla artırılarak, orta körfeze derin deniz deşarj yapısıyla boşaltılması öngörülmüştür. Proje,zaman içinde değişen koşullar ve teknolojik gelişmelere paralel olarak temelde aynı kalmakla birlikte çeşitli revizyonlardan geçmiştir. 1977–1981 yılları arasında Holfelder firması danışmanlığında Su-Yapı Mühendislik firması tarafından Master Planı ve Fizibilite Raporu yeniden ele alınmıştır. 1983 yılında İller Bankası tarafından ilk yatırım ihalesi,Ana Kuşaklama Kanalı için yapılmış inşasına başlanmıştır. İnşaat çalışmaları başlamışsa da projenin günün koşullarına göre sürekli geliştirilmesi süreci devam etmiştir. İlk plan 1985 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’ne 2. kez revize edilmiştir.

Yüksek maliyetli bu projeye dış finans kaynağı aranmış ve 1987 yılında Dünya Bankası ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında bir İkraz Anlaşması imzalanarak yürürlüğe girmiş ve projenin İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ve ayrı bütçesi olan İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) Genel Müdürlüğü’nce yürütülmesine karar verilmiştir.
 

İZSU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KURULUŞU

İZSU Genel Müdürlüğü; İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu hakkındaki 2560 Sayılı Kanuna 3305 Sayılı Kanunla eklenen EK-4. Madde ve 25.03.1987 tarih ve 19411 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 11.03.1987 tarih ve 87/11594 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İzmir Büyükşehir Belediyesinde “Su ve Kanalizasyon Hizmetlerini” yürütmek üzere 01.04.1987 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü adı altında kurulmuştur.

İZSU Genel Müdürlüğü kurulmasıyla ESHOT Genel Müdürlüğü’ne bağlı su ile ilgili birimler ve personeli ve İzmir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün yürüttüğü kanalizasyon işleri İZSU Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.

Tahtalı İçmesuyu Sisteminin Dünya Bankası ile imzalanan İkraz Anlaşması kapsamına alınmasına ve projeye İZSU Genel Müdürlüğü’nce finansal destek sağlanmasına karar verilmiştir. Akabinde DSİ ile ortaklaşa çalışmalar neticesinde Tahtalı İçmesuyu sistemi (baraj, pompa istasyonu, isale hattı, içmesuyu arıtma tesisi dahil 1997 yılında tamamlanmış ve kente kesintisiz içme ve kullanma suyu temin edilmeye başlanmıştır.

Atıksu sistemi ile ilgili olarak Büyük Kanal Projesi kapsamında; Güzelbahçe’den başlayıp Çiğli’de havaalanının güneyinde yer alan kentsel atıksu arıtma tesisine kadar körfezi çevreleyen 65 km uzunluğunda ana kuşaklama kanalı, kuşaklama kanalı üzerinde 4 büyük pompa istasyonu ve 2 adet terfi istasyonu bulunmaktadır. İzmir kentinin atıksularını 65 km’lik ana kuşaklama kanalına taşıyan yaklaşık 95 km uzunluğunda tali kolektörler ve yaklaşık 3000 km uzunluğundaki mevcut pissu şebekesi Büyük Kanal Projesi’nin toplama sistemini oluşturmaktadır. İZSU Genel Müdürlüğü’nce inşası yürütülen projenin son basamakları olan Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi 2000 yılında ve Güneybatı Atıksu Arıtma Tesisi 2002 yılında tamamlanarak Kentsel Atıksu Sistemi işletmeye alınmıştır.

İZSU Genel Müdürlüğü’nün, 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 2004 yılında yürürlüğe girmesiyle İzmir Büyükşehir Belediyesinin yetki ve görev alanı 6.200 km2’ye genişlemiş ve İZSU Genel Müdürlüğü’nün su ve kanalizasyon hizmeti verdiği alan kapsamına 21 ilçe, 577 mahalle ve 167 köy dahil edilmiştir.

6360 Sayılı 14 İlde Büyükşehir Belediyesi ve 27 İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2014 yılında yürürlüğe girmesiyle İzmir Büyükşehir Belediyesinin yetki ve görev alanı bir kez daha genişleyerek hizmet verilen alan 12.000 km2'ye çıkmış ve 30 ilçe ile 1.295 mahallenin tamamına su ve kanalizasyon hizmeti verilmeye başlanmıştır.

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU), İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde müstakil bütçeli bir kuruluş olup tüzel kişiliğe sahiptir. Teşkilatı, Yönetim ve Karar Organları, Ana Hizmet Birimleri ile Danışma, Denetim ve Yardımcı birimlerden meydana gelir.

01.04.1987 tarihinde kurulan İZSU Genel Müdürlüğü’nde, Genel Müdürlük görevini 08.05.2020 tarihi itibariyle Aysel ÖZKAN yürütmektedir.

İzsu Tarihçe