08.09.2010  
 
İzmir Tarihi Su Yapılarının Restorasyonu

 

İzmir’in güncel su sorunlarının çözümü yanında, tarihi su yapılarını da korumanın ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmanın bilinciyle hareket eden İZSU Genel Müdürlüğü İzmir kentinde bulunan önemli su yapılarından başlamak üzere bir tarihi yapıların restorasyonu projesini başlatmıştır.
1. DÖNERTAŞ SEBİLİ
Bu çerçevede Tilkilik semtindeki Dönertaş sebili 2006 yılında restore edilerek halkımızın kullanımına sunulmuştur.
2. GAFFARZADE SEBİLİ VE ÇEŞMESİ
Konak semtindeki Tarihi Çakaloğlu hanının girişinde yer alan Gaffarzade sebili ve çeşmesinin restorasyonu da 2006 yılında tamamlanmıştır.
3. EMİRSULTAN ZAVİYESİ
Basmane’deki Namazgah semtinde bulunan, İzmir’deki ilk Türk yerleşim yerlerinden olduğu ifade edilen Emirsultan zaviyesi içindeki konut, aşhane ve bir su yapısı olan tarihi hamam yapısı da bu restorasyon projesi kapsamında restore edilecektir.
4. HALKAPINAR SU DERLEME YAPISI
İzmir’in şu andaki en önemli yeraltısuyu kaynaklarından biri olan Yenişehir semtindeki Halkapınar kuyularının bulunduğu alanda yer alan tarihi su derleme yapısının restorasyonu için çalışmalara başlanılmıştır.
5. TARİHİ UN FABRİKASI BİNALARI
Ayrıca İZSU Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde bulunan ve önemli bir tarihi yapı olan Şaraphane semtinde eski DGM binası olarak da bilinen Tarihi Un Fabrikası binalarının restorasyonu ve kullanıma kazandırılması çalışmalarına başlanmıştır.

DÖNERTAŞ SEBİLİ


Dönertaş sebilinin geçmişteki durumu

Dönertaş sebili İsmail Rahmi Efendi tarafından 1814 yılında, babası Osmanzade Seyyid İsmail Rahmi efendi adına yaptırılmış bir 19. yüzyıl su yapısıdır. Sebil günümüzde de çarşı niteliğini ve canlılığını koruyan Tilkilik semtinde bulunmaktadır. Adını köşesinde el ile döndürülebilen mermer sütundan almıştır. Bir zamanlar halk arasında, elle döndürülen bu sütun dönmez ise deprem olacağına dair bir inanış vardı. Sebil bulunduğu yer itibarıyla halk arasında bir nirengi noktası olarak da kullanılmaktadır. Dörtgen planlı sebilin üstü kubbeli olup, alaturka kiremit kaplıdır. İki pencere arasında ve köşeye konan, süslü başlıklı dönen yuvarlak mermer sütun ön yüzün çarpıcı bir öğesidir. Mermer kaplı cephe, bitkisel motifler, manzara ve hat bezemeler ile süslenmiştir.


Restorasyon sonrasında Dönertaş Sebili


Restorasyon sonrasında Sebile adını veren Dönertaş


Restorasyon sonrası Dönertaş Sebilinde rölyefler

Dönertaş sebili restorasyonu ile yapının Anafartalar caddesine bakan yüzünde yer alan çeşme tekrar çalışır duruma getirildi. Yıllar sonra sebile adını veren dönertaş dönmeye başladı.


GAFFARZADE SEBİLİ VE ÇEŞMESİ


Restorasyon sonrasında Gaffarzade Çeşmesi ve Sebili

Yüzyıllar boyunca kendilerine özgün mimarileriyle kentimizi zenginleştiren, yazın kavurucu sıcaklarında bir bardak soğuk su içmenin keyfini yaşatan sebillerin çoğu ne yazık ki zamana yenik düştü.

 İzmir’de 20. yüzyıl başlarında sayıları 24 adet olan sebillerin sayıları giderek azaldı ve bu özel hatıralardan geriye sadece 4 tanesi kalabildi. Bunlar Kemeraltı veya diğer adıyla Sinan-zade sebili, Çakaloğlu hanı girişindeki Gaffar-zade sebili, Kestelli’deki Katipoğlu sebili ve Dönertaş sebilidir.
 Türlerinin son temsilcileri olan bu sebillerin kent yaşamına döndürülmesi için harekete geçen İzmir Büyük Şehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü Dönertaş ve Gaffar-zade sebillerinin restorasyonu için Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yapılan protokol çerçevesinde restorasyon projelerini hazırladı. İzmir 1 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun onayı ile 2006 yılında restorasyon uygulamaları tamamlandı.


Restorasyon sonrası Çakaloğlu hanı girişindeki Gaffarzade Çeşmesi

 Gaffarzade sebilinin 19. yüzyıl başlarında daha eski bir tarihi olan Çakaloğlu hanı ile yanında bulunan ve şu anda olmayan bir başka yapının oluşturduğu içköşeye yapılmış olduğu sanılmaktadır. Gaffarzade çeşmesinin ise yine aynı yıllarda yapıldığı ve bir başka yerden alınarak, Çakaloğlu hanının cephesine yerleştirildiği sanılmaktadır.


Çakaloğlu hanı girişinde Gaffarzade çeşmesi ve sebili


EMİR SULTAN ZAVİYESİ


Türbe ve hazirenin genel görünümü

Kadifekale’deki Namazgah semti İzmir’deki Türk kökenli nüfusun ilk yerleşim yerlerinden biri olarak bilinmektedir. Eski Roma yerleşiminin yıkıntıları üzerine yapılmış olan Emirsultan Zaviyesi (Tekke) bir türbe yapısı, dergâh ve konut olduğu sanılan bir yapı, aşhane ve bir su yapısı olan bir hamamdan oluşmaktadır. İzmir’in ilk kayıtlı haziresi ( Mezarlık) de bu alanda bulunmaktadır

Zaviyeler, Anadolu’da Selçuklu devletinin kuruluşundan itibaren önemli bir rol üstlenmiş sosyal ve dini içerikli oluşumlardır. Bu tür yapılar 14. ve 15. yüzyılda Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılmıştır. Zaten bu yapıların kuruluş amaçları da bazen bir yörenin yerleşime açılması, bazen yolların güvenliğinin sağlanması, bazen de yoksulların barınmasını sağlamak olmuştur. Bir ahi veya tarikat şeyhi önderliğinde kurulmuşlardır. Bu zaviyeye adını veren Emir Sultan’ın gerçek adı Seyyid Mükeremüddin olup, Aydınoğlu Gazi Umur bey’in önemli komutanlarından birisidir. 1340 ile 1350 yılları arsında öldüğü sanılmaktadır. Türbenin ilk olarak ne zaman yapıldığı bilinmese de, çevresinde yer alan hazire ve zaviyenin 15. ve 16. yüzyıllardan itibaren oluşmaya başladığı sanılmaktadır.

Alandaki hakim yapı türbe yapısıdır. Geç dönemde çeşitli onarımlar gördüğü anlaşılan türbenin ortasında sanduka tipi basit bir mezar bulunmaktadır. Binanın gerekli yerlerine güçlendirme yapılacak ve  restorasyon gerçekleştirilecektir. Türbe yapısı zaviyedeki diğer yapılara göre daha bakımlı ve temiz durumdadır. Alanın güney köşesinde yer alan dergah binası ile ilgili olarak sadece kalıntılar bulunmaktadır. Mevcut birkaç iz, yapının kuzey ucunda konut yada konuk evi olarak kullanıldığı düşünülen bölümünün 2 katlı olduğu izlenimini vermektedir. Eski Roma yerleşiminin yıkıntıları üzerinde yükselmiş olan yapının batı ve güney duvarları kısmen sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Restorasyon uygulaması kapsamında yapı, eğitim atölyesi ve yönetim birimi olarak restore edilecektir.Alanın güneydoğusunda yeralan aşhane çevresinde, İzmir 1 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun isteği ile 2007 yılında Kurumumuz tarafından bir araştırma kazısı yapılmıştır. Kazıdan önce hakkında çok az bilgiye sahip olunan sözkonusu yapının, yüzeydeki çöp ve toprak tabakasının kaldırılmasından sonra bulunan kalıntılarından bir aşhane olduğu kesinleşmiştir.Restorasyon uygulaması çerçevesinde bu buluntuların üzeri bir sundurmayla kapatılacaktır.


Hamam binasının önden görünüşü

Alanın güneybatısında bulunan küçük hamam yapısı çevresinde yapılan araştırma kazısından, yapı ile ilgili daha kesin bilgiler elde edilmiştir. Tarihi bir su yapısı niteliğinde olan hamam yapısı da restorasyon kapsamında bulunmaktadır.


Hamam binası iç görünüşü

Zaviye alanı içinde bulunan hazire ise İzmir’in kayıtlı ilk haziresidir. Ancak mezarların tamamına yakını büyük oranda zarar görmüştür. Mezar taşlarının sayıca fazlalığı buraya başka mezarlıklardan da mezar taşı getirildiğini göstermektedir. Dönemin önemli insanlarına ait mezarlara burada rastlanmaktadır. Nif kadısı Abdullah Bin İmad, Latife hanımın dedesi Uşakizade Sadık bey ve eşi Makbule hanımın mezarları bunlardan birkaçıdır. Restorasyon uygulaması kapsamında mezar taşlarının da sınıflandırması yapılacaktır.


HALKAPINAR SU DERLEME YAPISI


Halkapınar su kuyuları yanındaki eski su derleme yapısı

Halkapınar Su Derleme Yapısı, Halkapınar mevkiinde, İZSU Genel Müdürlüğüne bağlı tesisler alanında yer almaktadır.

Halkapınar çevresi antik dönemden bu yana su ile öne çıkan yerleşim yerlerinden biri olmuştur.Ünlü tarihçi Heredot bölgeyi, “ Bereket Tanrıçası güzeller güzeli Artemis (Diana) in yanındaki perilerle birlikte gelip hergün yıkandığı yer” şeklinde nitelemiştir.Bölgeye Halkapınar ve Diana Hamamları isimlerinin verilmesinin nedeni, çeşitli kaynaklarda Diana Hamamları yani Halkapınar’ın bir havuz içine alınmış su kaynağı olması ve havuzun içinde Tanrıça Diana’ya ait bir heykel başı bulunması olarak belirtilmiştir.

Halkapınar ve çevresinin gelişimi 1850’den sonra Aydın ve Kasaba (Turgutlu) demiryollarının yapımıyla hızlanmıştır ve ürünlerin pazarlanmasının kolaylaşması büyük şirketlerin gelişmesini sağlamıştır. 1838’de imzalanan ve yabancılara ayrıcalık tanıyan ticaret sözleşmesinin etkisi ile yerli sermaye yerini yabancı sermayeye bırakmıştır. Bu dönem koşulları içerisinde sanayi yapıları, Halkapınar’da önce çok su kullanımı gerektiren bir kağıt fabrikası, ardından  ise İZMİR SU FABRİKASI ile kendini gösterir. 1847’de faaliye geçen Şavk kağıt fabrikası 3 Ermeni iş adamına aittir. Ancak 1863 yılında kapanır.

Öte yandan İzmir’in su yetersizliği sorunu giderek artmaktadır ve Halkapınar su kaynaklarıyla gündemdedir. İzmir valisi Mehmet Kamil Paşa’nın öncülüğünde kurulan ve bir Belçika ortaklığı olan “İzmir Suları Osmanlı Şirketi” ne 1893 tarihinde 47 yıllığına İzmir içme suyu için imtiyaz verilmiştir.1895 yılımda Halkapınar kaynakları Sular İdaresince temizlenmiş ve imtiyaz 87 yıla çıkarılmıştır.

Söz konusu su yapısı ise Halkapınar gölü ile eski kervan yolu arasında konumlanmıştır.19. yüzyılın ikinci yarısında ilk defa yapıldığı düşünülen havuz yapısının 1895 yılında kurulan Sular İdaresi ile su toplama-çökeltme–dağıtım havuzu haline getirildiği, 20. yüzyıl başında da simgesel fonksiyonu olan ve günümüzde adından “ su alma yapısı” olarak söz edilen, restorasyona konu olan müzeyyen orta yapının yapıldığı anlaşılmaktadır. Yani söz konusu yapı, dışarıdan görünmeyen ve zemşn kotundan 5-6 m aşağıda olan bir fonksiyonun anlatımıdır.

1975 yılında Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Halkapınar’daki su tesisleri, su havuzu ve göl alanı 3. derece sit alanı olarak koruma altına alınmıştır.

Halkapınar Su yapısı için İZSU tarafından 2005 yılında restorasyon projesi hazırlatılmış ve 2006 yılında İzmir 1. Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmıştır. Restorasyon uygulaması için hazırlıklar yapılmaktadır.


Halkapınar su derleme yapısı içinde galeri girişleri


Halkapınar su derleme yapısı içinde galeri girişleri


TARİHİ UN FABRİKASI BİNALARI


Tarihi Un Fabrikası binalarının yapıldığı dönemdeki görünümü

Bir limana şehri olan İzmir, coğrafi konumu nedeniyle bir ticaret şehri olma özelliğini uzun yıllar korumuştur. Özellikle 1838’ de imzalanan ticaret anlaşması ile yabancı sermayenin şehre gelmesi, sanayi yapılarındaki gelişmeyi ve hareketi arttırmıştır. Liman ve Alsancak garı ile olan ulaşım ilişkileri, Şehitler bölgesini sanayi yapıları içim önemli bir konuma getirmiş ve un fabrikası bu bölgede kurulmuştur.

Fabrikanın yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İlk buharlı un fabrikası girişiminin 1847 yılında olduğu, ancak gerçekleşmediği biliniyor. Söz konusu fabrikanın ise 1908 yılında kullanımda olduğu biliniyor. Bu verilere dayanarak fabrikanın 1800’ lerin son çeyreğinde yapıldığı söylenebilir. Fabrika binaları her biri 4 katlı olan 2 bloktan oluşur. Bloklardan biri günümüzde TEDAŞ tarafından kullanılmaktadır. Diğer blok ise 1980’ li yıllarda DGM binası olarak kullanılmıştır. Bu blok günümüzde boştur.

İZSU tarafından 2006 yılında hazırlattırılan restorasyon projeleri aynı yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarfından onaylanmış ve 2007-2008 yıllarında restorasyon uygulamasının ilk aşaması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda binaların dış cepheleri temizlenmiş, geç dönemde yapılmış ve özgün yapıya aykırı müdahale ve eklentilerden arındırılmıştır. Restorasyon uygulamasının ikinci aşamasının gerçekleştirilmesi için hazırlıklar sürdürülmektedir.



Restorasyon çalışmaları sırasında Tarihi Un Fabrikası binaları


Restorasyon çalışmaları sırasında Tarihi Un Fabrikası binaları

İLGİLİ YAYINLAR:
1- İzsu Web Sitesindeki "İzmir'de Suyun Tarihi" bölümü.