Güvenli Su Üretimi Kongresi

ULUSLARARASI GÜVENLİ SU ÜRETİMİ KONGRESİ İÇİN
DÖRT KITADAN BİLİM İNSANLARI İZMİR’DE BİRARAYA GELDİ


Son dönemde dünya nüfusunun hızla artması, çarpık kentleşme ve sanayileşmenin yarattığı çevre kirliliği, su kaynaklarının niteliğini ciddi ölçüde bozmuştur. Bunun yanı sıra, iklim değişikliği de su kaynaklarımızı tehdit eder hale gelmiştir. Su varlığındaki azalmanın şimdiden önemli boyutlara ulaştığı günümüzde tüm dünya üzerinde sulama ile evsel ve endüstriyel amaçlı su tüketimi; kapasitesi zaten sınırlı olan su kaynaklarını zorlamakta ve kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle, su kirliliği ve tüketimi konusundaki sorunların özellikle küresel bir yaklaşımla çözülmesi önemlidir.


Arsenik insan sağlığına zarar veren bir element olduğu için sularda bulunması bütün dünyada kaygı uyandıran bir konudur. ABD’nin batı bölgelerinde yeraltı ve yüzey sularındaki arsenik kirliliği 80 – 15.000 ppb (mikrogram/litre) Çin, Tibet, Moğolistan, Hindistan, Bangladeş, Kamboçya, Tayland, Tayvan, Arjantin ve Meksika gibi ülkelerde arsenik seviyesi 100 – 2000 mikrogram/litre düzeyindedir. Bangladeş’te çok ciddi düzeyde arsenik zehirlenmesi vardır. Bu ülkede yaklaşık 57 milyon kişinin Dünya Sağlık Örgütü’nün arsenik için daha önceden belirlediği 50 mikrogram/litre’lik standart değerin daha üzerinde arsenik içeren su içtikleri tahmin edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, 1993 yılında sularda arsenik için, izin verilen maksimum düzeyini 10 mikrogram/litre olarak revize etmiştir.

Yeraltı sularının içme suyu kaynağı olarak kullanıldığı Macaristan, Romanya, Slovakya gibi Doğu Avrupa ülkelerinde içme suyundaki arsenik düzeyinin Avrupa Birliği’nin kabul ettiği içme suyu standartlarının üzerinde olduğu belirtilmektedir. AB’ye yeni, katılan bu ülkelerde sulardan arsenik giderimi için yeni standartları karşılayacak düşük maliyetli alternatif teknolojilere gereksinim duyulmaktadır. 

Ülkemizde 17.02.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik ile 29.04.2005 tarihinde yayımlanarak revize edilen TSE 266 İnsani Tüketim Amaçlı Sular Standardında arsenik parametresi 50 mikrogram/litre’ den 10 mikrogram/litre değerine düşürülmüştür. Son günlerde ülkemiz için önem arz eden bu değişikliğin gerektirdiği yatırımlar arseniğin insan sağlığına etkisi ve güvenli su üretimine ilişkin olarak diğer ülkelerdeki uygulamalar konularında uluslararası bir organizasyonun düzenlenmesinin ve bu etkinliğin kamuoyuna yansıtılmasının önemli bir sorumluluk ve kamu hizmeti olacağı düşünülmüştür. Konunun bilimsel ortamlarda tartışılması arsenik konusundaki bilgi kirliliğini önleme açısından da önem taşımaktadır.


Bu kapsamda su konusundaki en güncel araştırma, deneyim ve uygulamaların paylaşılıp sunulduğu bir platform yaratmak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Ege Üniversitesi işbirliği ile 21 – 23 Ocak 2009 tarihleri arasında İzmir’de “Uluslararası Güvenli Su Üretimi Kongresi” düzenlenmiştir.

Dünyanın birçok ülkesinden kendi alanlarında öncü olan bilim insanı ile önemli kurum ve kuruluş temsilcileri “güvenli su üretimi” hakkında görüş ve çalışmalarını kongreye katılan 340 bilim insanı ve İzmir halkıyla paylaşmışlardır. Kongreye 4 ayrı kıtadan aralarında Japonya, ABD, İngiltere, Polonya, Almanya, İsveç, Güney Kore, Güney Afrika, Şili, Arjantin, İspanya, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Ukrayna, KKTC, İtalya, Kosta Rika gibi 17 farklı ülkeden çok sayıda bilim insanı katılarak 37 bildiri sunmak suretiyle katkıda bulunmuşlardır. Kongreye katılan bilim insanları konularında dünya çapında tanınmış kişilerdir. Bu bilim insanları dünyanın farklı bölgelerdeki sularda arsenik kirliliğinin araştırılması ve sulardan arsenik giderilmesi konusunda uluslararası projelerde çalışarak bu konuda global çözümler üretmiş kişilerdir. Kongre nedeniyle İzmir’e gelen uzmanlar, İzmir’de arsenik arıtımı konusunda Belediye ve üniversitelerin işbirliği ile gerçekleştirilen bu kongreye büyük ilgi göstermiştir.

Teknik anlamda yapılan çalışmaların doğru ve yapılması gereken çalışmalar olduğunu vurgulayarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir’de yaşanan problemi görmezden gelmeyip derhal çözüm üretmeye kalkışmasını ve bu konuda yatırım yapmasını takdir etmişlerdir. Kendilerinin her türlü desteği verebileceklerini de ayrıca ifade etmişlerdir. Kongrenin Belediye, üniversiteler, diğer kamu kuruluşları ve meslek odaları arasında bu türden bilimsel ve teknik işbirliklerin sürdürülmesinde de önemli olacağı da ayrıca vurgulanmıştır.


Yabancı Bilim İnsanları Göksu-Sarıkız
Arsenik Arıtma Tesisinde inceleme gezisinde

İZSU Genel Müdürü Dr. Ahmet H.Alpaslan Konuklarla birlikte

 İZMİR DEKLERASYONU 2009
TÜRKİYE’DE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA
(GÜVENLİ SU ÜRETİMİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA) İÇİN

Aşağıdaki maddeleri göz önünde bulundurarak;

Doğal su kaynakları insani gelişim için temel elementtir. Fakat Türkiye ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ nün standart değeri olan 10 µg/litre’ yi aşan yüksek konsantrasyonlarda jeojenik arsenik içermeleri, Türkiye’de şehirlerde ve bunun yanında kırsal bölgelerde su teminini etkilemektedir.

İçme ve sulama suyu temel kaynağı olan yeraltı sularında arsenik varlığı, 21. yüzyılın temel çevresel sağlık riskidir.

Uluslararası Güvenli Su Üretimi Kongresi İzmir-Türkiye’nin organizatörleri, uluslararası bilimsel komite üyeleri (ve katılımcıları) oybirliği ile aşağıdaki maddelere karar vermiştir:

Su kaynaklarında arsenik varlığının, kaynağının ve mobilizasyonunun araştırılması gerekmektedir.

Arsenik içme ve sulama amaçlı kullanılan sularda analiz edilmesi zorunlu bir parametre olarak listelenmelidir.

İnsani tüketim için kullanılan su kaynaklarında arsenik varlığı ve olumsuz sağlık etkileri hakkında, bilim camiasında olduğu kadar halk, su ve halk sağlığı ve gıda ve tarım otoriteleri arasında farkındalık yaratılması gereklidir.

Yüksek arsenik konsantrasyonları içeren su kaynaklarının arıtımı ve/veya halka su sağlayacak alternatif su kaynakları için uygun teknolojilerin tanımlanması ve teşvik edilmesi ve ayrıca bu gibi proseslerden kaynaklanan atıkların güvenli bertarafı için yol gösterilmesi gereklidir.

Türkiye’de çevrede arsenik ve ilgili elementlerin interdisipliner ve multidisipliner bir yaklaşımla araştırılması için uluslararası işbirliğinin teşvik edilmesi ve başlatılması önerilmektedir. Bu; coğrafi bilimleri, hidrojeolojiyi, hidrokimyayı, kimya mühendisliğini, tarımı, gıda ve beslenmeyi, toksikolojiyi, epidemiyolojiyi, halk sağlığını ve medikal bilimleri gerektirmektedir.

The Izmir Declaration 2009
for sustaniable human development (safe water production and sustainable development) in Turkey

Considering that

The natural water resources are essential  elements for human development but have high concentrations of goegenic arsenic exceeding the Turkish and the World Heatlth Organisation (WHO) guideline values of 10 µg/L affecting the urban as well as the rural water suppliesin Turkey

The arsenic present in groundwater as the main resources for dringking and irrigation water constitutes the principal environmental health risk of the 21st Century

The organizers, international scientifiec committee members (and the paticipants) of the International Congress for production of Safe Water 21-23 January 2009 in Izmir, Turkey do unanimously resolve that :

It is necessary to investigate the presence , origin and mobilization of arsenic in water resources

Arsenic should be listed as an obligatory parameter for analysis of water used for  drinking and irrigation purposes

It is necessary to create awareness on the prensence and adverse health effects of arsenic in the water resources for human consumption amongst the population, water and public health and food and agriculture authorities as well as the scientific community

It is necessary to identify and promote the appropriate techniqes for treatment of water resources with high arsenic concentrations and/ or alternative water resources for public water supply and to address also the safe disposal of the residues from such processes

It is recommended to initiate and promote international cooperation on research with an interdisciplinary and multidisciplinary approach on arsenic and related elements in the environment of Turkey. This should involve the fields such as goesciences hydrogeology, hydrogeochemistry,chemical engineering,agriculture, food and nutrition, toxicology, epidemiology, public health and medical sciences.